metabolic balance etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
metabolic balance etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Mar 2012

İnatçı kilolara ‘metabolik balans’

Metabolizmayı dengeleyen metabolik balans yöntemi, inatçı kilolardan kurtarırken insülin direnci, metabolik sendrom, obezite ve tiroid hastalıklarının tedavisine de katkı sağlıyor.

Metabolizmayı dengeleyerek hem bir takım hastalıkların tedavisine destek olan hem de çeşitli nedenlerle verilemeyen kiloları verdiren yöntem, programın eğitimini alan doktorlar tarafından uygulanıyor.
Avrupa ülkelerinde popüler olan programla inatçı kilolarından kurtulan isimlerden biri de Cilt Hastalıkları Uzmanı Doktor Betül Şengör. Dr. Şengör, diyabet ve haşimato trioid hastalıkları nedeniyle doğumdan sonra çok uğraştığı halde bir türlü veremediği 4 kiloyu, ‘Metabolic Balance’ programı ile 17 günde vermiş.
Metabolik beslenme programının, metabolizmayı eğiterek dengelediğini belirten Dr. Şengör, yöntemin sadece kilo vermede değil, insülin direnci, metabolik sendrom, obezite, tiroid fonksiyon bozuklukları gibi hastalıkların tedavisinde de destekleyici rol oynadığını söylüyor. 

METABOLİZMAYI FORMATLAYARAK ZAYIFLATIYORMetabolic Balance Programını en basit ifadeyle metabolizmanın yeniden ayarlanması olarak tanımlayan Dr. Şengör, “Bilgisayarların performansını artırmak için nasıl ki disk temizleme ya da format atma işlemi gerekliyse, insan metabolizmasının da formatlanmasına ve yeniden dengeye kavuşmasına ihtiyaç vardır. Çeşitli dinlerdeki oruçların amacı da aslında metabolizmayı dinlendirmek, bedeni arındırmak ve yeniden dengeye kavuşmasını sağlamaktır. Metabolic Balance Programı, kişinin kendi metabolizmasına uygun besinleri almasını sağlar. Ancak bu besinleri tespit ederken gıda intolerans testleri kullanılmaz” diyor.
KİŞİSEL BESLENME PROGRAMI NASIL OLUŞTURULUR?Dr. Şengör, metabolik balans programında izlenen yolu şöyle anlatıyor: “Öncelikle 10-12 saatlik bir açlık süresinden sonra kişinin kanı alınarak Türkiye’deki anlaşmalı bir laboratuvara gönderilir. Kişinin kan analizinde; karaciğer enzimleri, böbrek fonksiyonları (üre, ürik asit, vs.) vücudun enflamasyon kriterleri -obezitede ve insülin direncinde bu kriterler çok önemli bir yer teşkil eder-, safra kesesi, pankreas salgısı, bazı vitaminlerin oranları, kan sayımı ve tiroid fonksiyonlarına bakılarak ayrıntılı bir check-up yapılmış olur. Bu check-up’ın sonuçları doktor tarafından hasta ile birlikte konsülte edilip bir rapor haline getirildikten sonra Almanya’da merkez ofisteki dahiliye uzmanının görüşüne sunulur. Ve buradaki Metabolic Balance programının veri tabanı kullanılarak yaklaşık 25 sayfalık bir kişisel besin programı hazırlanır. Bu besin programında; kişinin hangi besinleri aldığında metabolik dengesinin ayarlanacağını, kilo verebileceğini ve insülin direnci, obezite, tiroid gibi sağlık sorunlarından kurtulabileceği anlatılır. Haftada bir kez olmak üzere doktor hastaya en az 10 seans sağlık koçluğu yapar.”
Metabolik balansın diyet programı olup olmadığının kişiye göre değiştiğini belirten Şenör, “Eğer kilo vermek amaçlanıyorsa diyet olarak değerlendirilebilir. Sadece metabolik balans ayarını yapmak için de uygulanabilir. Obezite, insülin direnci, tiroid, haşimato gibi hastalıkların tedavisinde de etkili bir çözüm olabilir” diyor.
YEME İHTİYACINI NE BELİRLİYOR?“Vücudun yemek yeme ihtiyacını belirleyen şey doyma hissidir. Örneğin obezlerde doyma hissi ortadan kalkar. Normal bir insan bir hamburger ve yanında biraz da sebze ile doyabilirken obezler bununla yetinemez. Doyma hissinin oluşması metabolik balans ayarıyla sağlanır2 diye konuşan Dr. Şengör, 17 günde 4 kilo vermesini sağlayan yöntemi neden tercih ettiğini ise şu sözlerle anlatıyor
“İkinci doğumumdan sonra haşimato tiroidim ve hipoglisemi hastalığım nedeniyle vermem gereken 4 kilodan hiçbir şekilde kurtulamıyordum. Bu rahatsızlıklarımdan dolayı düşük olan metabolizmam sporla dahi hızlanmıyordu. O dönemde beslenme uzmanlarının desteğini alarak her türlü diyeti denediğim halde herhangi bir sonuç alamadım. En sonunda çok sevdiğim bir doktor arkadaşım böyle bir program olduğunu, kendisinin de eğitimin aldığını ve oldukça başarılı sonuçlar elde ettiğini anlattı ve denememi önerdi. Hiçbir beklenti içinde olmaksızın metabolic balance programına başladım. Daha 4. günde 1,5 kilo verdim! 17 günün sonunda yağdan 4 kilo vermiştim. 17 günlük programdan sonra da gayet zevkli bir şekilde diyetimin rahat dönemini uyguladım, aralarda kaçamaklar da yaptım ancak en ufak bir şeker düşmesi ya da yükselmesi sorunuyla karşılaşmadım ve hiç kilo almadım. Çünkü metabolizmam ayarlanmış ve bedenim arınmıştı.”
ÖMÜR BOYU KULLANILACAK BESLENME PROGRAMI
Yöntemi, egzersiz ve diyete rağmen kilo veremeyen yakınlarına da uyguladığını belirten Cilt Hastalıkları Uzmanı Doktor Betül Şengör, metabolik balans programını şöyle özetliyor:
1. Kişinin kapsamlı bir kan analizinin yapılması kısmi check-up olarak görülmeli ve bu analizin kişinin sağlığına yapacağı bir yatırım olduğu dikkate alınmalıdır.
2. Kan analizleri kesinlikle Türkiye’deki laboratuarlarda yapılmaktadır. Yani alınan kanların yurtdışına gönderilmesi söz konusu değildir.
3. Türkiye’deki temsilciler kesinlikle doktordur. Çünkü kişinin sağlığını riske atmadan bir doktor gözetiminde programın uygulanması önemlidir.
4. Programın ilk 17 gününde hastaların aç bırakılarak ağır egzersizlere, uzun yürüyüşlere ya da koşulara mecbur edilmesi ve kalp sağlığının riske atılması söz konusu değildir.
5. İlk 17 günde spor önerilmemektedir. Ancak kişinin bol su içerek ve sinüslerini açık tutarak çok iyi oksijen alması gerekir.
6. Uyku sorunu yaşayanlar kısa sürede bu sorunlarının ortadan kalktığını fark ederler. Uykunun düzene girmesi de kilo vermeyi hızlandırır.
7. 17 günlük sıkı bir diyet programından sonra rahat dönem başlayabilir. Bu dönemde spor başlatılabilir. Sızma zeytinyağları gibi sağlıklı yağlar programa girer.
8. Kendi kişisel beslenme listesine sahip olmak isteyenler, metabolizmasını ayarlamak isteyenler de programdan faydalanabilirler.
9. Kişi ömür boyu kullanabileceği bir kişisel besin programına sahip olur.
10. Metabolic Balance Programı’nda doktor sağlık koçluğu yapar.

30 Haz 2011

Keçi peynirinin faydaları


instakitap


Çoğumuzun inatçılığı ile tanıdığı keçi bu günlerde diyet listemin vazgeçilmez gıdalarından biri olan peyniri ile yerini almış durumda. Keçi peyniridir, kokuyordur, tadı hoş değildir gibi ön yargılarınızı bir kenara bırakıp; keçi peyniri hakkındda hiçkimsenin bilmediği faydaların olduğunu ve bu faydaları öğrendikten sonra sizin de vazgeçilmezlerinizden olacağı kanaatindeyim. Keçi peyniri ile ilgili bir araştırma yaparken keçilerin hayvanlar aleminin gurmesi olduğunu, keçilerin damak tadı sayesinde insanların kahve dahil bir çok yiyecek ve içeceği keşfettiğini, insan oğlunun beslenmesinde önemli akıllı-seçiciler olduğunu.

Ağzının tadını bilen keçiler tabiattaki en güzel kokulu ve tatlı bitkileri, meyveleri tercih ediyor. İnekler ve koyunlar gibi önüne konulan her yemi yemiyorlar. Bu sebeple keçilerin yetiştirilmesi oldukça zahmetli. Sütü de az olduğu için keçi peyniri dünyanın en pahalı peyniri olarak biliniyor.

Şimdi de size keçi sütünün faydaları ile ilgili bir alıntı yapmak istiyorum ;

instakitap


Hazmı kolaylaştırıyor, cilde iyi geliyor

KEÇİ SÜTÜNDEKİ bakteri miktarı diğer hayvanların sütünden daha az.

SAĞILDIKTAN SONRA, ısıtılmadan tüketilebiliyor, hatta aynı şekilde bebeklere içirilebiliyor.

KALSİYUM açısından zengin bir besin kaynağı olan keçi sütünün yağı, organizmada iltihaplanmayı önleyici olduğu saptanan yağ asitlerini içeriyor.

KEÇİ SÜTÜNÜN yağ molekülleri daha ufak ve proteinin oluşturduğu pıhtı daha yumuşak olduğu için sindirimi inek sütünden daha kolay. Mide asitlerini dengeliyor ve bağırsakları koruyor.

ASTIM, alerji, sindirim sistemi rahatsızlıkları, hazım sorunları, cilt hastalıkları, bebek egzamaları ve varise iyi geliyor.

KEÇİ SÜTÜNDE yüksek oranda fosfor var. Çok fazla et ve balık yemeyen ya da yiyemeyenler fosfor ihtiyacını keçi sütüyle giderebilir.

KEÇİ SÜTÜ hasta ve sakat kimselerin diyetlerinde pratik ve özel bir öneme sahip.

KEÇİ SÜTÜ bebeklerde hazmı kolaylaştırıyor, yetişkinlerde ise ketozis (kandaki glikozun düşmesiyle oluşan bir hastalık) ve karaciğer hastalıklarına iyi geliyor.

STRES-GERGİNLİK, sinirsel nedenlerle hazımsızlık ve kabızlık durumlarında yaşanan sorınlara da keçi sütü iyi geliyor. Yüksek B1, B2 vitamini içeriyor.

İLAÇ KULLANIMI gerektiren hazım sorunlarında ve peptik ülseri tedavisinde keçi sütünün yararı oluyor. Bazı insanların inek sütüne alerjisi olabiliyor. Bu durumda keçi sütü tüketebilirler.

ANNE SÜTÜYLE beslenemeyen bebekler keçi sütü içebilir. Çünkü yapısı anne sütüne çok benziyor.


Bu kadar faydalı bir besini nasıl olmuşta bu güne kadar tüketmemişim şaşıyorum


instakitap