kan şekeri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kan şekeri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Mar 2013

Açlık krizinin nedenleri ve başetme yolları


Açlık krizleriyle sonlanan kan şekeri dengesindeki bozukluğun birkaç noktaya dikkat ederek kontrol altına alınabileceğini belirten Diyetisyen Berna Ertuğ, bu dengenin nasıl korunacağını anlattı. Bunun için ilk adımı, "Kendinizi aç bırakmayın" diye özetleyen Ertuğ, şunları söyledi:

"İster kilo vermeye yönelik olsun, ister kilo korumayı amaçlasın, beslenme programlarının asıl hedefi ömür boyu uygulanması gereken doğru beslenme alışkanlıklarının kazandırılmasıdır. Zayıflayamama endişesi ile yeterli besin almamak, kendini aç bırakmak sıklıkla yapılan bir hatadır. Aç kalmanın yarattığı en önemli tehlike ise kan şekeri dengesinin bozulmasıdır.''
ŞEKER VE TUZ İÇERİĞİ YÜKSEK GIDALARDAN UZAK DURUN
Acıkma hissi, halsizlik ve baş dönmesi ile kendini hissettirebilen kan şekeri düşüşleri normal bir öğün tüketildikten 2 ya da 3 saat sonra yaşanabilmektedir. Kişinin kendini tekrar aç hissederek yeni bir öğüne ihtiyaç duymasıyla kontrolsüz bir şekilde önüne ne gelirse tüketmesine yol açan kan şekeri dengesi düşüşleri kilo kontrolünü zorlaştırdığı gibi şeker ve tuz içeriği yüksek gıda tüketimini arttırır.
KAN ŞEKERİ DENGENİZİ KORUMAK İÇİN
Günlük kan şekeri dengesinin sağlıklı beslenme açısından ve kilo kontrolünde en önemli etken olduğu unutulmamalıdır. Bu dengeyi korumak için şu önerilere dikkat etmek yeterli olacaktır;
• Kan şekerini hızlı yükselten basit şeker içeren gıdalar yerine, kompleks karbonhidrat içeren besinler tüketin. Örneğin beyaz ekmek yerine tam tahıllı ekmekleri, meyve suyu yerine meyve tüketimini tercih edin.
• Az az sık sık beslenin. Yani düzenli ana ve ara öğün tüketimini yaşam tarzı haline getirin.
• Ara öğünlerde kan şekerinizi düzenlemek için meyve, süt, meyveli yoğurt (şekersiz), peynir ekmek veya bisküvi tarzında besin seçimleri kan şekeri dengenizde size yardımcı olacaktır.
• Şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlılar, dondurma veya meyveli tatlılar tercih edin.
• Meyvelerin kabuklu yenilebilenleri kabuklarıyla tüketmeyi tercih edin.
• Mutlaka her ana öğününüzde salata gibi çiğ sebze ya da haşlama veya ızgara sebze tüketin
Rota haber
(Alıntıdır)

Sanki metabolik balans anlatılmış bu makalede :)

5 Tem 2011

Glisemik İndeks (Şeker Yükü) Nedir?

Metabolik balans'a başlamadan önce böyle bir tıbbi terimin adını dahi duymadığımı, duysam bile pek üstüne düşmediğimi, okuduğum bir kitapta (yedikçe zayıfla), bu konuya değinildiğini fakat üstü kapalı okuyup geçtiğimi hatırlatarak makaleme başlamak istiyorum.

Devam ettiğim diyetimin 1,5 aya yaklaştığı bilgisini de verdikten sonra tam bu noktada toplam verdiğim kilonun da 12,5 olduğunu söylemem gerekiyor. :) Bu paragraftan sonra bir MAŞALLAH bekliyorum sizden.

Metabolik balans diyetimde öğrendim ki ; Bir gıdanın veya karbonhidratın glisemik indeksi onun kan şekerini yükseltme özelliği imiş. Kan şekeri ne kadar hızlı yükselirse o denli hızlı düşüş gerçekleştiriyor; ve bu hızlı kan şekeri düşüşü çok kısa sürelerde açlığa; açlık ta birşeyler atıştırma ve yemek yeme eylemine dönüşüyor.

Beslenme programımda Glisemik indeksi düşük gıdalara yer veren metabolik balans diyetimde 1,5 aydır herhangi bir şekilde açlık çek-me-dim.!

Glisemik indeksi yüksek olan ve düşük olan gıdalarla ilgili yaptığım bir araştırmanın sonucunu aşağıda sizlerle paylaşmak istiyorum :

- Glisemik indeksi yüksek (Rafine) işlenmiş olanlar : 

Beyaz Un
Beyaz Şeker
Beyaz Pirinç
Reçel
Paket halinde Patates
Cips
Makarna
Spagetti
Kek, ekmek gibi hamurların ana maddesi

- Glisemik indeksi düşün (Rafine) edilmemiş olanlar : 

İşlenmemiş şeker kamışı (kara şeker)
Kepekli Pirinç (esmer)
Meyve
Bütün halinde Patates
Kuru fasulye ve diğer baklagiller
Kepekli makarna
Kepekli Spagetti

Bu yararlı bilgileri de ekledikten sonra herkese sağlıklı yaşayabilecekleri bir vücut, huzur diliyorum.

** Önemli not : Bu makaledeki bilgilerin bir kısmı arama motorlarından derlenmiştir, tavsiye niteliğinde değildir.

9 Haz 2011

Her gün 1 elma = Sağlık

Metabolik balans'ın temelinde her gün 1 elma yenmesi gerçeği var arkadaşlar.

Elmamı genelde sabah kahvaltımdan sonra tüketiyorum. Eskiden aç karnına işyerine gelir, gözümü daha açamadan 2 pohça 1 fincan çay sipariş edip yerdim. Öğlen yemeğine kadar acıkmazdım, hatta yemeğe inmediğim de olurdu. Tabii ki akşam eve müthiş bir mide kazıntısıyla gider ne bulursam yerdim. İşte ipler tam bu noktada kopuyordu. Şimdi sağlıklı beslenmeyi öğrendim çok şükür. 

Hergün yenen 1 elmada vücudun ;

58 kalori; 0,2 gr. protein; 14.5 gr. karbonhidrat: 0 kolesterol; 0,6 gr. yağ; 1.8 gr. lif: 10 mgr. fosfor; 7 mgr. kalsiyum; 0,3 mgr. demir; l mgr. sodyum; 110 mgr. potasyum: 8 mgr. magnezyum; 90 IU A vitamini; 0,03 mgr. B1 vitamini; 0,02 mgr. B2 vitamini; 0,1 mgr. B3 vitamini; 0,3 mgr. B6 vitamini; 0,5 mcgr. folik asit; 10 mgr. C vitamini ve 0,7 mgr. E vitamini.alması sağlanıyormuş.

E bu kadar vitamini bir arada bulabileceğiniz başka bir besin kaynağı var mı ?
Bunlarla da bitmiyor. Bir de elmanın insan vücuduna yararları var ki saymakla bitmez

İşte onardan bazıları :


- Elma kandaki kötü kolesterol düzeyini düşürür. Yapılan araştırmalar günde 2-3 elma yiyen kişilerde, elma lifinde bulunan pektin adlı maddenin bu etkiyi yaptığını göstermiştir. Ancak söz konusu etki yalnızca pektin adlı maddeyi yapay olarak almakla değil, elmayı bütün olarak yemekle sağlanabilir.

- Elmanın içerdiği lifler ve meyve asitleri, hafif kabızlığı geçirir.

- İçerdiği sıvı jel halindeki pektin maddesi ile elma asitlerinin antivirüs özellikleri diyareye iyi gelir.

- İçerdiği maddelerle yüksek tansiyonu düşürür ve kan şekeri düzeyini kontrol altında tutar.

- Araştırmalarda elma yemenin hayvanlarda kansere yakalanma riskini azalttığı saptanmıştır. Aynı etki insanlar üzerinde de araştırılmaktadır.

- Aşırı iştahı normal düzeye indiren bir özelliğe de sahiptir.

- Romatizma ve gut hastalığına iyi gelir.

- Bedenin hastalıklara karşı direncini arttırır.

Bu yazımı sonuna kadar okumak için sabrettiyseniz şunu da not olarak belirtmekte yarar görüyorum. Mevsim itibariyle pazarda ve manavda elma bulmak çok zor oluyor. :)


8 Haz 2011

Sıfır şeker, sıfır bağımlılık, sıfır zarar

instakitap


Metabolik balans günlüğüme yeni bir makale ile devam ediyorum. Masabaşı çalışan olduğum için işim gereği sabah 9 akşam 6 hareketsiz bir şekilde masa başında çalışıyorum. Hep bilgisayar başında geçiyor günüm. Sadece yemek yemeye ve lavabo ihtiyacı için kalkıyorum yerimden.

Bulunduğum ofiste yaklaşık 14 kişi çalışıyoruz. Her çay siparişinde hep parmak kaldıran çay bağımlılarının başında geliyorum ofiste. Her çay istendiğinde bende diyorum. Hala da devam ediyor bu şekilde. İşyerinde ortalama 10-12 bardak çay içiyorum. Hal böyle olunca 12*2 = 24 adet küp şeker tüketmiş oluyordum. Bir küp şekerin 20 kalori olduğu gerçeğini hepiniz biliyorsunuzdur. 24*20 = 480 Kalori. Sadece içtiğim çaya ilave ettiğim şekerden ortalama 500 kalori alıyordum. Ve şekerin sadece kalori olarak vücuda girdiğini düşünmeyin. Şeker insanı içten içe bitiren sinsi bir hastalık. En az sigara kadar zararlı. Hele bir de ailenizde şeker hastası olan tanıdıklarınız varsa ne dediğimi daha iyi anlayacaksınız.

instakitap


Metabolik balansa başladığım günden itibaren şekeri hayatımdan çıkarttım. Şeker namına hiçbirşey tüketmiyorum. Ve günlük içtiğim çay sayısında herhangi bir düşüş yok. İnanın çayın tadına vardım.

Şeker ve zararları hakkında bir makaleyi alıntı yapmak istiyorum. Hepinize iyi günler.

British Medical Journal’da yeni yayınlanan bir makalede “Şeker tütün kadar tehlikeli, zarar verici ve bağımlılık yapıcı olduğu için uyuşturucu sınıfına sokulmalıdır” diyor.

Gözünüzün önüne yeğeninize, çocuğunuza “hediye ettiğiniz” çikolatalar, gofretler mi geliyor? İnsanı sigaraya, uyuşturucuya en yakınları alıştırır...Çocukları da “şeker isimli zehire” anne-babaları alıştırıyor en önce.
Şekerin ettikleri Fazla şeker tüketmek kan şekerini çok çabuk artırıyor ve pankreas aşırı insülin salgılıyor. Buna “metabolik sendrom” deniyor. İnsülin, şekeri regüle ettikten sonra fazlasını yağ olarak depoluyor. Kan şekerindeki ani düşüş ise sürekli acıkma hissine ve yemeye yol açıyor. Diş çürümesi başta olmak üzere, obezite, diyabet, kalp ve dolaşım hastalıkları, böbrek taşları, kanser, hipertansiyon, felç, ülser, astım, romatizma, kronik yorgunluk sendromu ve kemik erimesine neden oluyor. Kan dolaşımıyla vücudun her tarafına taşınan şeker özellikle de göbek, kalçalar, göğüsler ve bacağın üst kısmında toplanıyor. Bu bölgeler de dolduğunda, yağ asitleri kalp ve böbrek gibi aktif organlara dağılıyor. Bu organlar gittikçe yavaşlıyor ve
sonuçta dokuları bozularak yağa dönüşüyor.


instakitap